6 Şubat 2019 Çarşamba

UMUT IŞIKLARI -Bölüm 1-


Karanlık salonun aydınlık tek yeri koca sahnenin ortasında duran piyanoydu. Oyunun başlamasına dakikalar kalmıştı. Elimdeki broşürü tekrar tekrar okuyor kenarlarındaki boşluklara aklıma gelen soruları yazmaya çalışıyordum. Kelimeler beynimin içinde gezip dolaşıyor, adeta dans ediyorlardı. Mantıklı tek bir soru bile hazırlayamamıştım. Gerginliğim avucumun içinde eziyet ettiğim kağıt parçasından anlaşılıyordu. Odaklanmam gerekiyordu ama sahne dışındaki her şey merakımı uyandırıyordu. Oturma düzeni, koltukların ne kadar rahatsız oluşu, yan tarafımda oturan insanların daha başlamamış olmasına rağmen oyunu ve oyuncuları eleştirmeleri. Perdenin hareketleri ve altından görünen ayaklar.
Karanlık salona sessizlik hakim olmaya başladığında kalp atışlarım ritmini yitirmişti. İlk defa onu görecek olmam mı yoksa ilk defa ona yakın olacak olmam mı buna sebep olmuştu bilmiyordum. Tek bildiğim onun orada oluşuydu ve geride kalan her şey görünmeyecek kadar bulanıktı. Ve perde yavaşça açıldı. Piyano dışında hiçbir şey görünmüyordu, ve sonra o göründü… adımlarını takip eden ışıkla birlikte piyanonun yanına geldi. Başıyla seyircileri selamladı. Elini kaldırıp piyanonun tuşları üzerinde gezdirdi. İlk defa oyunun da piyano çalacaktı. Piyanonun önünde duran tabureye oturdu ve rastgele piyanonun tuşlarına basmaya başladı. Başta hepsi yavaştı ve belli olmasa bile bir düzenin içindeydi ve sonra kızgınlığı artar gibi art arda tuşlara basmaya başladı. Karmakarışık ve sinirliydi. Sonra durdu. “Düşüş” adını verdiği parçaya geçecekti. Sahnenin arkasındaki karanlık azalmaya ve kargaşa gözle görülür hale gelmeye başladı. Karakterler eşyaları sağdan sola fırlatıyor, birbirlerine tokatlar atıyor ve bağırıyorlardı. Bir süre sonra onlarda durdular ve o parmaklarını piyanonun tuşlarıyla buluşturdu. Aklımdan silip atamadığım tek melodi bu olmalıydı. Gözlerinin açılıp kapanışları ve parmaklarının hareketleri çok uyumluydu. Yüzü parlıyordu, gerginlikten miydi yoksa yorulmuş muydu? Notalar birbiri ardına etrafına saçılırken karakterler figürlerini ortaya koyuyordu. Kızgınlığı beklenmedik bir anda artıyor ve başını savuruyordu, sonra sakinleşiyor ve belini geriye iterek oturuşunu dikleştiriyordu.

Her şey o kadar hızlı meydana geliyordu ki hem onu izleyip hem de sahnenin arkasında olanları takip edemiyordum. Sahnenin arkasında olanlar umurumda bile değildi ben sadece onu izlemek ve anlamak istiyordum. Melodi yavaşladıkça bitmesinden korktum. Öfkeliydi ve bunu belli ediyordu. Kaşlarını çatıp alt dudağını ısırdığını buradan bile görebiliyordum. Melodi yavaşladı ve ben korktum. Tekrar öfkesini belli ettiğinde gülümsediğime yemin edebilirdim. Hayalini defalarca kez kurduğum  şey gerçek oluyordu. Salonu kaplayan kalabalığı ve oyuncuları saymazsak her şey tam hayal ettiğim gibiydi. Melodi tekrar yavaşlarken bu sefer hiç yapmadığı bir şey yaptı. Kafasını kaldırdı ve seyircilere baktı. Sanki birini arıyordu. Birinin burada olması için yemin ediyor gibiydi. Vazgeçti ve başını tekrar önüne çevirdi. Çalmayı bıraktı. Kalktı ve sahnenin arkasındaki kargaşaya katıldı. Yere çöktü. Öylece bekledi. Her hareketi o kadar içtendi ki, hissettiği her duyguyu öylece yansıtıyordu. Kısık bir ses salonu doldurmaya başladı. Başta o kadar kısıktı ki birileri konuşuyor sanmıştım. Ve yalnız değildim, arkasını dönüp bakan insanlar vardı. Herkes şaşırmıştı. Sonra ses giderek artmaya başladı. Tiz bir çığlıktı bu, sonradan gürleşti. Sahnenin arkasındaki kargaşa hiç durmuyordu. İnsanlar sürekli hareket ediyordu.
O ise sadece oturuyordu. Omuzları ne kadar çaresiz olduğunu anlatmak istercesine çökmüştü. Başını yana eğmiş kucağında birleştirdiği ellerini hareket ettiriyordu. Çığlık arttıkça kargaşa büyüyordu ama o hiçbir şey yapmadı. Tamamen vazgeçmiş gibiydi. Acısını kabullenmişti ve yapacak hiçbir şeyi olmadığının farkındaydı.
Işıklar söndü. Büyük perde kapandı.
Ağladığımın çok sonradan farkına vardım. Büyük perde açılmış ve oyuncuların hepsi selam vermek için son kez sahneye çıkmıştı. Alkış sesleriyle kendime geldim. Gibi. Bedenimi hapseden bir şey vardı, yerimden kalkamadım, alkışlamak için ellerimi bir araya getiremedim. Göz yaşlarım akmaya devam ediyordu.