Karanlık salonun aydınlık tek yeri koca sahnenin ortasında
duran piyanoydu. Oyunun başlamasına dakikalar kalmıştı. Elimdeki broşürü tekrar
tekrar okuyor kenarlarındaki boşluklara aklıma gelen soruları yazmaya
çalışıyordum. Kelimeler beynimin içinde gezip dolaşıyor, adeta dans
ediyorlardı. Mantıklı tek bir soru bile hazırlayamamıştım. Gerginliğim avucumun
içinde eziyet ettiğim kağıt parçasından anlaşılıyordu. Odaklanmam gerekiyordu
ama sahne dışındaki her şey merakımı uyandırıyordu. Oturma düzeni, koltukların
ne kadar rahatsız oluşu, yan tarafımda oturan insanların daha başlamamış
olmasına rağmen oyunu ve oyuncuları eleştirmeleri. Perdenin hareketleri ve
altından görünen ayaklar.
Karanlık salona sessizlik hakim olmaya başladığında kalp
atışlarım ritmini yitirmişti. İlk defa onu görecek olmam mı yoksa ilk defa ona
yakın olacak olmam mı buna sebep olmuştu bilmiyordum. Tek bildiğim onun orada
oluşuydu ve geride kalan her şey görünmeyecek kadar bulanıktı. Ve perde yavaşça
açıldı. Piyano dışında hiçbir şey görünmüyordu, ve sonra o göründü… adımlarını
takip eden ışıkla birlikte piyanonun yanına geldi. Başıyla seyircileri
selamladı. Elini kaldırıp piyanonun tuşları üzerinde gezdirdi. İlk defa oyunun
da piyano çalacaktı. Piyanonun önünde duran tabureye oturdu ve rastgele
piyanonun tuşlarına basmaya başladı. Başta hepsi yavaştı ve belli olmasa bile
bir düzenin içindeydi ve sonra kızgınlığı artar gibi art arda tuşlara basmaya
başladı. Karmakarışık ve sinirliydi. Sonra durdu. “Düşüş” adını verdiği parçaya
geçecekti. Sahnenin arkasındaki karanlık azalmaya ve kargaşa gözle görülür hale
gelmeye başladı. Karakterler eşyaları sağdan sola fırlatıyor, birbirlerine tokatlar
atıyor ve bağırıyorlardı. Bir süre sonra onlarda durdular ve o parmaklarını
piyanonun tuşlarıyla buluşturdu. Aklımdan silip atamadığım tek melodi bu
olmalıydı. Gözlerinin açılıp kapanışları ve parmaklarının hareketleri çok
uyumluydu. Yüzü parlıyordu, gerginlikten miydi yoksa yorulmuş muydu? Notalar birbiri
ardına etrafına saçılırken karakterler figürlerini ortaya koyuyordu. Kızgınlığı
beklenmedik bir anda artıyor ve başını savuruyordu, sonra sakinleşiyor ve
belini geriye iterek oturuşunu dikleştiriyordu.
Her şey o kadar hızlı meydana geliyordu ki hem onu izleyip
hem de sahnenin arkasında olanları takip edemiyordum. Sahnenin arkasında olanlar
umurumda bile değildi ben sadece onu izlemek ve anlamak istiyordum. Melodi yavaşladıkça
bitmesinden korktum. Öfkeliydi ve bunu belli ediyordu. Kaşlarını çatıp alt
dudağını ısırdığını buradan bile görebiliyordum. Melodi yavaşladı ve ben
korktum. Tekrar öfkesini belli ettiğinde gülümsediğime yemin edebilirdim. Hayalini
defalarca kez kurduğum şey gerçek
oluyordu. Salonu kaplayan kalabalığı ve oyuncuları saymazsak her şey tam hayal
ettiğim gibiydi. Melodi tekrar yavaşlarken bu sefer hiç yapmadığı bir şey
yaptı. Kafasını kaldırdı ve seyircilere baktı. Sanki birini arıyordu. Birinin burada
olması için yemin ediyor gibiydi. Vazgeçti ve başını tekrar önüne çevirdi. Çalmayı
bıraktı. Kalktı ve sahnenin arkasındaki kargaşaya katıldı. Yere çöktü. Öylece bekledi.
Her hareketi o kadar içtendi ki, hissettiği her duyguyu öylece yansıtıyordu. Kısık
bir ses salonu doldurmaya başladı. Başta o kadar kısıktı ki birileri konuşuyor
sanmıştım. Ve yalnız değildim, arkasını dönüp bakan insanlar vardı. Herkes şaşırmıştı.
Sonra ses giderek artmaya başladı. Tiz bir çığlıktı bu, sonradan gürleşti. Sahnenin
arkasındaki kargaşa hiç durmuyordu. İnsanlar sürekli hareket ediyordu.
O ise sadece oturuyordu. Omuzları ne kadar çaresiz olduğunu
anlatmak istercesine çökmüştü. Başını yana eğmiş kucağında birleştirdiği
ellerini hareket ettiriyordu. Çığlık arttıkça kargaşa büyüyordu ama o hiçbir
şey yapmadı. Tamamen vazgeçmiş gibiydi. Acısını kabullenmişti ve yapacak hiçbir
şeyi olmadığının farkındaydı.
Işıklar söndü. Büyük perde kapandı.
Ağladığımın çok sonradan farkına vardım. Büyük perde açılmış
ve oyuncuların hepsi selam vermek için son kez sahneye çıkmıştı. Alkış sesleriyle
kendime geldim. Gibi. Bedenimi hapseden bir şey vardı, yerimden kalkamadım,
alkışlamak için ellerimi bir araya getiremedim. Göz yaşlarım akmaya devam
ediyordu.